<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SPNTN</title>
	<atom:link href="http://spntn.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://spntn.com</link>
	<description>Just another WordPress site</description>
	<lastBuildDate>Tue, 14 Feb 2012 14:07:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>samsara</title>
		<link>http://spntn.com/2012/02/12/75/</link>
		<comments>http://spntn.com/2012/02/12/75/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Feb 2012 22:47:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://spntn.com/?p=75</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter" title="..." src="http://www.occupiedlondon.org/blog/wp-content/uploads/2012/02/121.jpg" alt="" width="640" height="487" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://spntn.com/2012/02/12/75/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>varlığın dönüşümü</title>
		<link>http://spntn.com/2011/12/23/varligin-donusumu/</link>
		<comments>http://spntn.com/2011/12/23/varligin-donusumu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Dec 2011 14:03:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://spntn.com/?p=44</guid>
		<description><![CDATA[Mekanlar davranışlarının, düşünce akışlarının ve alışkanlıklarının üreticileridirler. Mekan bedene, beden bedenlere gebedir. Onların içinden geçerken ya da orada öylece dururken mekanlar belirsizleşirler, tıpkı bir hayalet gibi bedeninin içinden geçerken tekrar tekrar gebe kalırlar, hiç durmadan yer değiştirir, birleşir ve dağılırlar. &#8230; <a href="http://spntn.com/2011/12/23/varligin-donusumu/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mekanlar davranışlarının, düşünce akışlarının ve alışkanlıklarının üreticileridirler. Mekan bedene, beden bedenlere gebedir. Onların içinden geçerken ya da orada öylece dururken mekanlar belirsizleşirler, tıpkı bir hayalet gibi bedeninin içinden geçerken tekrar tekrar gebe kalırlar, hiç durmadan yer değiştirir, birleşir ve dağılırlar. Kendilerini oluşturan her bir parça bir diğeri üzerinde güç sahibidir. Birbirimizi içimizde taşırız. Varlığın dönüşümü hiç bitmeyen bir şiir gibi kulaklarımızda yankılanır. Konuşmadığımız sürece birbirimizi biliriz.</p>
<p><span id="more-44"></span>Bu yazıyı okuyabilen “gelişkin beyninle”, balta girmemiş bir orman arasan, üstüne üstelik orayı bulsan ve girip bir ağacın altına otursan. Sonra da kendi kendine şöyle fısıldasan; işte burdayım, birisi ya da birileri tarafından kurgulanmamış mekanda, yabandayım. Ağaç sana şöyle fısıldar; işte burdayım birisinin kurgularında hayallerindeyim. İşte burdayız, ağacın ve senin konuştuğunu kurguladığımız bu elektronik belgede. Bu belge ki beynimin kıvrımları, senin beyninin kıvrımları, bilmem kaç kilobaytlık bir alan, bilmemkaç santimetrekarelik bir kağıt ve bilmemnerede bir odanın içinde masanın üzerindeyiz. Labirent farenin neresindedir? Labirentin kapıları, geçiş noktaları, farenin gözleri, beyninin kıvrımları, kim kimin organıdır? Labirent bir deney hayvanıdır.</p>
<p>Labirent gibi insanlık da bir deney hayvanıdır. Onun yediği besin, soluduğu hava ve hatta duyguları plastiktendir. Yaşadığı mekan illuzyona, illuzyon ahmaklığına sıkışmıştır. Yaşamın kendisine uzattığı eli tutmak için elini uzatır, sanki tutabilecekmiş gibi. Ellerinin kendisine ait olduğunu düşünür ve düşüncelerini de kendisi sanar. Kendisini de neler neler sanar kim bilir.  Ekranlara bakar ekranların dışında bir kuytuluktan. Kendisi ve ekran arasındaki sınırdan bahseder durmadan, durmadan makineyi kapatabilme gücünün elinde olmasıyla övünür. Silahı ateşleyebilme gücü, taşı atabilme gücü. Bütün bunlar öylesine bilgi ile sarmalanır ki yapış yapış bir meyve çıkar ortaya ve bir lokma yediğinde bu meyveden, unutuverirsin kim olduğunu. Ne yersen o olduğunu. Şu koca evrende onbin nesneden herbirinin de birbirinin besini olduğunu unutursun.</p>
<p>Organ nakli, protezler, klonlama ile çağ atlıyor insanlık. İnsanlık, ilerledikçe ilerliyor insanlık. Kendi kendini nakil edebilen ve kendini çoğaltabilen akıllı organları seçme özgürlüğünüz var. Protezlerle destekleme sona erdi protezlerin desteklenmesi gerekiyor. Gittikçe özgürleşiyor insanlık özgürlüğünden.</p>
<p>İşgal uluslararası bir durum olmaktan çıkmıştır. İşgal bir algı oyunu, yeniden haritalama oyunudur ve işgal edilmemiş hiçbir alan kalmamıştır. Bedenin ağızları sulandıran verimli bir coğrafyadır ve şu anki haliyle biyolojik bir pil, bir pelte, durmadan delik deşik edilen edilgin bir coğrafya. Kapısı ve penceresi olmayan bir ev. Orduların duvarlarını delerek ilerlediği sokaksız bir kent. Cesetlerini bile gömecek yeri olmayan topraksız bir makine dünya. Usun işgalcinin ayaklarıdır. Onun geliştirebileceği özel ayakları var. Yakıtı yediğin içtiğin bu kapkara petrol.</p>
<p>Ölüm korkun ve diğer bütün korkuların savaş alanındaki barutun ve cesetlerin kokusu, alanın zaptedilmesidir.  Yaşama olan sevgin değil yaşamına olan sevginden dolayı yaşayamıyor olman ne kadar acı. Değişemiyor, planladığın şeylere değişiklik diyorsun. Dönüşemiyor modifiye oluyorsun.</p>
<p>-mış gibi olan ile öyle olan arasındaki dehşetli uçurum artık yoktur. Çünkü öyle olanı görecek gözler artık -mış gibidir. Kör etmekten başka kendi gözlerimi, dilimden başlayarak yemekten başka kendimi bir çarem kaldı mı? Nasıl unutabilirim bütün bedenimi çepeçevre saran bu insan sürüsünü? Nasıl atabilirim içimden; annemin sütüyle içime girmeye başlayan ve durmadan girmeye devam eden inancı? Nasıl kurtulurum “nasıl” sorusundan?</p>
<p>İnsanlar insanlığı yerle bir etmekten başka bir çaremiz var mı?</p>
<p>ç.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://spntn.com/2011/12/23/varligin-donusumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>savaşın ilk kurbanları</title>
		<link>http://spntn.com/2011/12/13/savasin-ilk-kurbanlari/</link>
		<comments>http://spntn.com/2011/12/13/savasin-ilk-kurbanlari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Dec 2011 10:03:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://spntn.com/?p=41</guid>
		<description><![CDATA[kitle iletişim araçlarının içinde yaşayan insanlar savaşın ilk kurbanlarıdır. onlar ölmeden ölmüşlerdir. onlar ölmekte olan bir insanın kanlar içindeki portresine bakıp, ertesi gün unutanlardır. hiç durmadan &#8220;şu anda&#8221;, &#8220;anında&#8221; değişen gündem tarafından felç edilen bir beynin hezeyanıdır bu. sosyal medyanın &#8230; <a href="http://spntn.com/2011/12/13/savasin-ilk-kurbanlari/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>kitle iletişim araçlarının içinde yaşayan insanlar savaşın ilk<br />
kurbanlarıdır. onlar ölmeden ölmüşlerdir. onlar ölmekte olan bir<br />
insanın kanlar içindeki portresine bakıp, ertesi gün unutanlardır. hiç<br />
durmadan &#8220;şu anda&#8221;, &#8220;anında&#8221; değişen gündem tarafından felç edilen bir<br />
beynin hezeyanıdır bu. sosyal medyanın devrimci sıra neferleri retina<br />
işgali sırasında şehit olmuşlardır. onların ak salyaları hala<br />
klavyelerimizde.</p>
<p>bizi bu hale getiren ölümüne sahiplendiğimiz kültürdür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://spntn.com/2011/12/13/savasin-ilk-kurbanlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>felaket gezgini</title>
		<link>http://spntn.com/2011/12/12/nukleer-turizmi/</link>
		<comments>http://spntn.com/2011/12/12/nukleer-turizmi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Dec 2011 12:49:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://spntn.com/?p=34</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://spntn.com/wp-content/uploads/2011/12/nük.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-35" title="nük" src="http://spntn.com/wp-content/uploads/2011/12/nük.jpg" alt="" width="576" height="845" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://spntn.com/2011/12/12/nukleer-turizmi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hep uyanmayı düşünüyorum, ama hala rüyadayım.</title>
		<link>http://spntn.com/2011/11/26/hep-uyanmayi-dusunuyorum-ama-hala-ruyadayim/</link>
		<comments>http://spntn.com/2011/11/26/hep-uyanmayi-dusunuyorum-ama-hala-ruyadayim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Nov 2011 00:55:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://spntn.com/?p=30</guid>
		<description><![CDATA[Eğer kabul etmeye zorlandığımız dünya sahte ve hiç birşey hakiki değilse o zaman herşey mümkündür. Sevdiğimiz şeyleri keşfetmeye çalışırken bulduğumuz herşeyden nefret edebiliriz. arzuladığımız şeylere giden yolu herşey tıkayabilir. Markette olmayanı arayanlar için rahatlık asla rahat olmayacaktır. Mutluluk kavramının sürekli &#8230; <a href="http://spntn.com/2011/11/26/hep-uyanmayi-dusunuyorum-ama-hala-ruyadayim/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eğer kabul etmeye zorlandığımız dünya sahte ve hiç birşey hakiki değilse o zaman herşey mümkündür. Sevdiğimiz şeyleri keşfetmeye çalışırken bulduğumuz herşeyden nefret edebiliriz. arzuladığımız şeylere giden yolu herşey tıkayabilir. Markette olmayanı arayanlar için rahatlık asla rahat olmayacaktır. Mutluluk kavramının sürekli olarak sorgulanması. Güçlendirilmiş her ses yükselticisinin ses bağlantısını keseceğiz. Aynanın içindeki toplumsal simgeleri alaşağı edeceğiz. Toplumun parasını devalüe edeceğiz. Alışılmış olanla uğraşacağız. Toplum öylesine dolandırıcı ve çıkarcı ki… varlığını anımsayacak bellek gücünün de ötesinde bir yıkımı hakediyor. Yangın neredeyse körükle orada olacağız. Yarıda kes gündelik deneyimin sürekliliğini… ve onunla beraber gelen tüm normal beklentileri. Bazı şeyler gerçekten de eylemlerine dayanıyormuş gibi yaşa. Tüketim toplumunun ortaklaşa düzeltilmiş ideoloji aynasını parça parça et… et ki bastırılmış arzularımızın bozulmamış doğası ortaya çıkabilsin. Hayatın şimdi nasıl olduğuyla, nasıl olması gerektiği arasındaki karşıtlığı göster. Eylemlerin unutuşuna kendimizi bırakmak ve onları gerçekleştiriyor olduğumuzu bilmek. Gündelik hayatta daha önce hiç bilinmeyen bir yoğunluk olacak… sevgiyle nefret hayatla ölüm, terörle kurtuluş, iğrenmeyle çekim arasındaki değiş tokuşta. Dünyayı umursamayan ve sıradan bir özgürlüğün olumlanması, her çeşit kısıtlama ve sınırlamaların toptan reddi anlamına gelecektir. &#8211; Hey, ihtiyar, ne yapıyorsun yukarıda? – Pek emin değilim. Aşağıya inerken yardım ister misiniz, efendim? Hayır, sanmam. Piç kurusu. Durumu bizden daha kötü değil. O, kuramı olmayan eylem. Bizse eylemsiz kuramız. Neden bu kadar asık suratlısınız Bay Deborg ? Kaybedilen bulunamazmış gibi gelir. Çalışmadan yaşamanın… had safhadaki belirsizliği aşırılıkları gerekli kılar ve kesintiler belirleyicidir. Stevenson’dan alıntılarsak: “İntihar çoğunu sildi süpürdü. “İçki ve şeytan da geri kalanı halletti.”</p>
<p><em>waking life</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://spntn.com/2011/11/26/hep-uyanmayi-dusunuyorum-ama-hala-ruyadayim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

